Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi romanını farklı eleştirel ve akademik perspektiflerden inceleyen Masumiyet Müzesi Üzerine Yazılar, Pınar Özütemiz Pascon’un yayına hazırladığı seçkiyle Yapı Kredi Yayınları tarafından okurla buluştu.
Orhan Pamuk’un 2008’de yayımlanan romanı, aşk ve kayıp hikâyesinin ötesinde, nesneler, bellek, mekân ve koleksiyonculuk üzerinden kurduğu anlatı dünyasıyla yıllardır farklı disiplinlerin ilgisini çekiyor. Romanın ardından 2012’de İstanbul Çukurcuma’da açılan Masumiyet Müzesi ise bu anlatıyı fiziksel bir mekâna taşıyarak edebiyat ile müzecilik arasındaki sınırları da tartışmaya açtı.
Masumiyet Müzesi Üzerine Yazılar, roman ve müzenin oluşturduğu bu çok katmanlı dünyayı edebiyat eleştirisinin yanı sıra müzeoloji, göstergebilim, kültürel bellek, psikanaliz, sosyoloji, ontoloji ve mekân çalışmaları gibi farklı alanların bakış açılarıyla inceliyor.
Romanın ötesinde bir anlatı
Kitapta yer alan yazılar, başta romanın başkarakteri Kemal’in nesnelerle kurduğu ilişki olmak üzere saplantı, yas, kayıp, kimlik ve aidiyet gibi temaları farklı açılardan ele alıyor. Gündelik eşyaların kişisel hafızadaki yeri, koleksiyonculuğun psikolojik boyutları ve müzenin bir anlatı alanı olarak işlevi de seçkide öne çıkan başlıklar arasında.
James Lasdun, Kemal’in nesnelerle kurduğu saplantılı ilişkiye odaklanırken Jale Parla romanı olgunlaşma ve kimlik arayışı üzerinden değerlendiriyor. Meltem Gürle ise aşk, aidiyet ve yerleşme meselelerine eğiliyor. Pico Iyer’ın çalışması Masumiyet Müzesi’ni İstanbul’un kültürel hafızasıyla ilişkilendirirken, Adam Shatz romanı Pamuk’un Beyaz Kale, Kara Kitap ve Kar romanlarıyla birlikte değerlendirerek kimlik, ötekilik ve kendini yeniden kurma meselelerine uzanıyor.
Seçkideki çalışmalar böylece Masumiyet Müzesi’ni yalnızca bir roman olarak değil, bireysel hafıza ile toplumsal bellek arasında bağ kuran; edebiyat, müze ve şehir deneyimini aynı zeminde buluşturan bir yapı olarak ele alıyor.
Nesneler, hafıza ve müzecilik
Kitapta koleksiyonculuk ve hafıza ilişkisi de önemli bir yer tutuyor. Isabella Pezzini’nin koleksiyonculuk üzerine çalışması, Devora Liss’in müzecilik perspektifi ve Frances Restuccia’nın psikanalitik yaklaşımı, Kemal’in nesnelerle kurduğu ilişkinin kişisel bir tutkunun ötesindeki anlamlarına işaret ediyor.
Bu yazılar aracılığıyla romanın dünyasındaki sıradan eşyalar, geçmişi taşıyan ve hatırlamayı mümkün kılan unsurlar olarak yeniden değerlendiriliyor. İstanbul’un toplumsal ve kültürel dönüşümü de bu çerçevede romanın ve müzenin arka planındaki önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Masumiyet Müzesi Üzerine Yazılar, Yapı Kredi Yayınları’nın daha önce yayımladığı Benim Adım Kırmızı Üzerine Yazılar, Kar Üzerine Yazılar ve Kara Kitap Üzerine Yazılar kitaplarının açtığı eleştirel çizgiyi de sürdürüyor.
Kitabın sonunda Cem Alpan’ın Orhan Pamuk’la gerçekleştirdiği bir söyleşi de bulunuyor. Pamuk söyleşide, büyük ve merkezi devlet müzeleri yerine gündelik hayatı ve sıradan insanların hikâyelerini koruyan küçük, bağımsız müzelere neden önem verdiğini anlatıyor. Ayrıca romandaki “masumiyet” kavramına ve müzedeki nesnelerin romanın hikâye akışıyla bağlantılı biçimde yerleştirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor.
Farklı disiplinlerden yazarların bir araya geldiği seçki, Masumiyet Müzesini edebiyatın sınırları içinde bırakmayarak sanat, müzecilik, şehir ve kültürel bellek eksenlerinde yeniden düşünmeye imkân sağlıyor.
Kitapta yazıları bulunan isimlerden bazıları
Seçkide Adam Shatz, Andreas Kilb, Bernt Brendemoen, Burcu Şahin, Charles Lemert, Dejan Sudjic, Devora Liss, Didem Arvas, Edmund De Waal, Elif Batuman, Erdağ Göknar, Esra Almas, Frances Restuccia, Gönül Eda Özgül, Hande Gürses, Hülya Yağcıoğlu, Ian Irvine, Isabella Pezzini, Jale Parla, James Lasdun, Kevin R. McClure, Massimiliano Rossi, Meltem Gürle, Merve Kaplan, Michael Gorra, Michael Martens, Pico Iyer, Pınar Özütemiz Pascon, Piotr Zalewski, Reif Larsen, Sarah Rengel ve Yin Xing’in yazıları yer alıyor.
OkurLab'ı Google'da Takip Edin
Kültür sanat akışınızı siz yönetin.